Ünlü ekonomist açıkladı: Enflasyonda yüzde 30’un altı hayal…

Ünlü ekonomist açıkladı: Enflasyonda yüzde 30’un altı hayal…

Ünlü ekonomist açıkladı: Enflasyonda yüzde 30’un altı hayal…

Dünya gazetesinin ünlü ekonomi yazarı Alaattin Aktaş, 2022 senesinde enflasyonda olacakları yazdı.

İşte Aktaş’ın köşe yazısı

Türkiye’de iktidar olanların mücadele etmekten hiç vazgeçmedikleri, vazgeçemedikleri en mühim ekonomik sorun kuşkusuz enflasyondur. Bu mücadelenin hiç bitmiyor olması da maalesef bir türlü başarı sağlanamadığını gösterir. Kimi dönemler bir iyileşme ortaya çıkmışsa da, o da Türkiye ölçeğinde bir iyileşmedir zaten, aradan kısa bir süreç geçer “enflasyon canavarı” yine hortlar.

Enflasyonun artmasına yol açan icraatları hep görmezden gelir, sonra da cilalı mücadele tekniklerini piyasaya süreriz.

İnsan çoğu kez “Keşke enflasyonla mücadele etme durumunda olmasaydık” diyor. Öyle ya, sorun yoksa niye mücadele söz konusu olsun ki…

Enflasyona karşı yine bir mücadeleye giriştiğimiz anlaşılıyor. 2021’i rekor artışlarla kapatmışız, nasıl mücadele etmeyelim! Üretici fiyat aralıklarındaki artış yüzde 80’i bulmuş, tüketici fiyat aralıkları da yüzde 36 artmış.

“Fiyatlar bir yılda niye bu kadar arttı, acaba bir yerde hata mı yaptık” probleminu hiç gündeme getirmeden şimdi yeni bir mücadele başlıyor.

Peki başlayalım bakalım… Bu yıl ne yapacağız da yüzde 36’lık tüketici fiyat artışını aşağı çekebileceğiz, zamanla görürüz…

Ne yapılacağını şu aşamada bilemiyoruz. Bu Sebeple ne ölçüde bir başarı sağlanabilir, bu hususta fikir yürütme şansına da sahip değiliz.

Bu Sebeple bizim yapabileceğimiz rakamlardan yola çıkmak, ne olabileceğini böylece irdelemek…

Bu köşede dün yıllık TÜFE artışının ocak ayının daha ilk haftası dolmadan yüzde 40’ı bulduğuna ve ocak ayı sonunda yüzde 50 sınırının aşılmasının kuvvetle muhtemel olduğuna işaret ettik.

Gelin bugün de bütün yılı kapsayan üç varsayımla hareket edip 2022’yi nasıl kapatabileceğimizi irdeleyelim…

Varsayım 1: Tek hane lakin hayal edilebilir!

Bu varsayımlara değinmeden önce ocak ayındaki TÜFE artışını aralıktaki gibi yüzde 13.5 dolayında beklediğimizi söylemekte yarar var. Böyle bir gerçekleşme halinde yıllık TÜFE artışı ocak ayı sonunda yüzde 52’ye dayanacak.

Üç temel varsayımımızdan ilki, ocaktaki yüzde 13.5’lik artıştan sonra kalan on bir ayda hiç fiyat artışı yaşanmayacağı. Bu çok ütopik bir varsayım, farkındayız; ama hani klasik ifadeyle “Mesela” dedik ve bu durumda ne olacağına baktık.

Ocaktaki yüzde 13.5 artıştan sonra hiç artış yaşanmıyor ve bu durumda bile 2022 sonunda tek haneye inilemiyor. Bu varsayıma göre 2022’nin TÜFE artışı lakin yüzde 13’e çekilebiliyor.

Düşünebiliyor musunuz, fiyat artışı ocaktan sonraki on bir ayda sıfır olsa bile yıllık artış yüzde 13, yani tek hane söz konusu değil.

Sıfır artışlardan daha öteye geçilir, kimi aylarda negatif oranlar gelirse tek haneli bir yıl sonu gerçekleşmesi tabii ki olabilir. Ama bu “mesela”nın da ötesinde bir durumdur.

Demek ki neymiş, 2022 sonu için tek haneyi unutacakmışız!

Varsayım 2: İbre yüzde 31’i gösteriyor

Ocak ayındaki artışı yüzde 13.5 olarak sabitlemiştik ya, sonraki aylara bakalım.

İkinci varsayımımız şubat-ekim zamanında, yani dokuz ayda fiyat artışının geçen senela aynı düzeyde gerçekleşeceğine dayanıyor.

Kasım ve aralık aylarını ise geçen seneki yüksek oranların artık bir daha görülmeyeceği varsayımından hareketle önceki 18 yılın ortalaması seviyesinde alıyoruz. Yani bu iki ayda sırasıyla yüzde 0.87 ve yüzde 0.36 artışta kalınacağını varsayıyoruz.

Ocakta yüzde 13.5’lik bir oran, sonraki dokuz ayda geçen seneki kadar artış, son iki ayda ise biraz önce belirttiğimiz çok iyimser oranlar…

Böylesine iyimser bir varsayımda bile yıl sonundaki TÜFE artışı lakin yüzde 31’e iniyor.

Bu varsayımın iyimserliği özellikle kasım ve aralıktan geliyor. Normal şartlarda özellikle aralıkta geçen seneki gibi bir oran görülmesi beklenmez ama önceki yıllar ortalaması olan yüzde 0.36 da bayağı iyimser kalıyor.

Buna Karşın inilebilen oran yüzde 31.

Sanki kendimizi şimdiden tüketici fiyat aralıkları endeksinin bu yıl yüzde 30’dan daha az artmayacağına hazırlasak iyi olacak gibi…

Varsayım 3: Yüzde 40’ın altına inmek mümkün olmayabilir

Gelelim üçüncü varsayımımıza…

Ocak ayı yine yüzde 13.5 ve sabit. Bu varsayımda şubat-ekim zamanında aylık artışların geçen seneki aylık oranların 1 puan üstünde yaşanacağını varsayıyoruz. Kasım ve aralık aylarında ise önceki 18 yılın ortalaması olarak aldığımız yüzde 0.87 ve yüzde 0.36’nın bu kez 1 puan daha yüksek yaşanacağını öngörerek hesap yapıyoruz.

Bu durumda ocak sonunda yüzde 52’ye çıkan yıllık artış ekim sonunda yüzde 66’ya ulaşıyor, sonrasında kasımda yüzde 63’e, aralıkta ise lakin yüzde 46’ya iniyor.

Bu da çok göz ardı edilecek bir varsayım olarak görülmemeli.

Kur artışını şimdilik baskılayabiliyoruz; ama nereye kadar?

Üretici fiyat aralıklarındaki artış daha da hızlanacak ve belki yakın zamanda yüzde 100’ü de aşacak. Üreticiden tüketiciye yansımayı ve döviz kurunda ortaya çıkabilecek yeni bir tırmanışın yapacağı etkileri düşünürsek yüzde 40’ın altına inilmesinin hiç de kolay olmayacağı da söylenebilir.

Beğen