Uğur Gürses’ten kur yorumu: Ben bu filmi bundan öncekilerde görmüştüm!

Uğur Gürses’ten kur yorumu: Ben bu filmi bundan öncekilerde görmüştüm!

Uğur Gürses’ten kur yorumu: Ben bu filmi bundan öncekilerde görmüştüm!

Ekonomist Uğur Gürses KARAR TV’de Elif Çakır ve Yıldıray Oğur’un konuğu oldu.

Türkiye ekonomisindeki son durumu değerlendiren Gürses, Cumhurbaşkanın ”köpük” terimi enflasyonda ki problemin dışsal olduğunu vurgulamak için bilerek kullandığını vurgulayarak ” Siyaset normal hayata dönmeden siyasi alanda güven verici adımlar atılmadan ekonominin düzelmesi zor. Yönetim krizi çözülmeden bu krizden çıkamayız” dedi.

İktidarın uyguladığı ekonomik uygulamalara değinen Gürses, ”Adına her ne kadar yeni ekonomi programı denilse de bir çerçevesi olan girdileri ve çıktıları arasında uyum olan bir program diyemeyiz. Bu tarz kriz dönemlerinde yapısal sebeplerle krize girilir bir de kriz yönetimi sırasında yapılan yönetim yanlışlarının oluşturduğu girdaplar olur. Cumhurbaşkanı Erdoğan 2001 krizi için yönetim krizi demişti, şuan aynısı yaşıyoruz. Bu tür kriz zamanında cin fikirli iş adamları, bürokratları akıl vermeye çalışır. Erdoğan da ne yapacağını bilemediği ve yetkin bireyler kalmadığı için Lütfi Elvan Naci Ağbal’da devreden çıkınca, denize düşün yılana sarılmış oldu. Parti içerisinde bile arkasına yaslanıp Cumhurbaşkanı yetki versin yapalım, düşüncesimiz sorulmadan bir şey söylemeyelim noktasına gelinmiş. Bu da krizi daha da derinleştiriyor” ifadelerini kullandı.

“KUR KORUMALI MEVDUAT” İLGİ GÖRMEDİ Mİ?

Gerçek bireylere getirilen “kur korumalı mevduat” ilgi görmedi mi? sorusunu cevaplayan Gürses, ”Bu programın tutmasını beklemiyordum çünkü buraya konulan bir süre var 3 ay, 6 ay, 12 ay gibi, Türkiye’de mevduatın, döviz mevduat hesaplarının ortalama vadesi 35-40 gün civarındadır. Vatandaş yönünden en mühimsi şu, neden dövize gittiğini anlamıyorsanız o zaman sizin kurduğunuz mekanizma da çalışmaz. Vatandaşın dövize gidiş sebebi getiri değil bir taraftan da güvensizlik var. Kendi parasına güveni kaybetmiş durumda, bunun aslı varken kopyasına gitmesini de beklememek lazım. Ben bu programın sıklıkla cazip olacağını düşünmüyorum. Gerçek bireylere diye kabul edildi, bir sabah kalkıyoruz kurumlara da getiriliyor burada çalışmadığını anlayabiliyoruz” dedi

BEN BU FİLMİ GÖRMÜŞTÜM

Kriz dönemlerde siyasetin zaman kazanmaya ya da krizi buz dolabına koymaya ihtiyacı olduğunu söyleyen Gürses, ”Kur nerdeyse 10 gündür 13.85’de duruyor. Bu mekanizmanın getirdiği bir etki mi hayır, hala kamu bankaları kanalıyla sanki kur piyasa şartlarında bir araya geliyormuş gibi 13.85’de askıda duruyor. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yok. En azından bu krizi soğutmak ve vatandaşın gözünde sakinleştirmek için dondurucuya koyması lazım, bütün çabalar bu nedenle. 1994 krizinde ben Merkez Bankası’ndaydım Tansu Çiller’in sesini hatırlıyorum. Yüzde 84-85’lerde ki faizi 3 puan düşürelim diye hazine ihalelerini art arda iptal etmişti. Şirketler, bankalar, mali kuruluşlarda döviz almıştır. Tansu Çiller’in ” Döviz satın da durdurun bunu, siyasette 24 saat ne kadar önemli biliyor musun?” diye sesleniyordu. Bu Sebeple bu filmi ben görmüştüm demek istiyorum. Erdoğan Hükümeti’nin yapmak istediği biraz zaman kazanmak ve bu krizi askıda tutabilmek. Deneyim şunu söylüyor bu mümkün değil, yönetim krizi ve bu yönetim krizi ekonomik reçeteyle bile çözülecek gibi değil” şeklinde konuştu.

ENFLASYONUN KÖPÜĞÜ ALINACAK MI?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın enflasyonun da köpüğünü alacağız sözlerine üzerine Gürses, ”Köpük terimi Cumhurbaşkanın bilerek kullandığını düşünüyorum. Enflasyon problemin dışsal olduğunu vurgulamak için tercih edilen bir terim. Bilinçli bilgisi bulunuyor öyle bir şey yok köpük dediğiniz şu olur, siz de her şey normaldir dünya da petrol fiyat aralıkları yükselir sizin orada yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur. Merkez Bankası da faiz arttırmanın gereği yoktur, petrol fiyat aralıkları çıkmıştır ve düşmesini beklemeniz gerekmektedir. Bir para politikasıyla ona engel olabilecek bir durumda değilsiniz o gerçekten dışsaldır. Diyelim petrol fiyat aralıkları çıktı siz de kuru çıkardınız yukarıya çünkü faizi 14’e indirdiniz. Köpük diyorsanız sizin o 14’ü yukarı çekmeniz gerekmektedir. Köpüğü almak öyle kolay değil, bu köpük değil kendi elinizle yarattığınız bir yığıntı” dedi.

Gürses sözlerine şunları ekledi:

”Türkiye’de bir ekonomik reçeteyle ekonominin normale dönmesi çok zor. Siyaset normal hayata dönmeden siyasi alanda güven verici adımlar atılmadan ekonominin düzelmesi zor. Kullanılabilir alanların tamamını hükümet kullandı. Artık siyasetin değişmesi ve normal hayata dönmesi gerekiyor. Daha kötü olmasın diye rötuşlar olabilir ama onu da geçtik gibi görünüyor. Yönetim krizi çözülmeden bu krizden çıkamayız. ”

DIŞ ETKENLER NE KADAR ETKİLİ?

Türkiye ekonomisinde rol oynayan dış etkenlere de vurgu yapan Gürses, ”Türkiye’nin ödemeler dengesinde sağladığı finansman bir cari açık veriyoruz bu cari açığın finansmanını iki kanaldan uzun ve kısa vadeli olarak yapıyoruz. Uzun vadeli sermaye girişine incelediğimizde şunu göze çarpıyor, o daha FED yahut diğerlerinden daha bağımsız ülkenin temel şartlarına bakıyoruz. Gayri menkul için gelen dövizleri dışarda bıraktığımız zaman Türkiye’ye gelen net sermaye sıfıra yakın aşağı yukarı bu tarih olarak da düşük Ak Parti’nin iktidara geldiği zamanın başları gibi diyebiliriz” dedi. Gürses sözlerine şunları ekledi:

”İkinci kanalda kısa vadeli sermaye, burada FED gibi etkenler çok etkili, geçen sene akımların toplamı ortalama 400 milyon dolar çıkış olmuş geçmişte 5-6 milyar, 10 milyar dolarlık girişlerin olduğu dönemler ki iktidara bunlar seçim kazandırdı. Oldukça Önemli̇ sermaye akımı var, bu sermaye akımı her şeyi güzel kılıyordu, faizleri düşük kılıyordu. Sermaye akımları kesildi. Şimdi daha fazla şunu hissediyoruz, FED geçen yıl pandemi sırasında 4 trilyon dolardan 9 trilyon dolara çıkardı bilançosunu devasal bir genişleme yaptı. Türkiye’ye bir kuruş gelmedi aksine çıkış oldu. Şimdide daraltmaya başlıyor tüm gelişen ülkeler gibi Türkiye’de etkilenecek bundan.”

FED FAİZ ARTIRIMINA GİDERSE TÜRKİYE’YE YANSIMASI NE OLUR?

FED’in gündeminde olan faiz artırımının Türkiye’ye tesirine değinen Gürses, ”Dolar endeksini yükseltir, bu yükselmeyle ithalatta çok dikkate alınan döviz kuru yukarıya gider. Amerika faiz yükseltirken dışarıya dağılan fonlar içeriye gidecek çünkü faizler yükselecek ve içeriye doğru bir finansman ihtiyacı dünyaya gelecek. Fed bilançoda küçülecek bu bunun yanı sıra dışarıya saldığı 4-5 trilyonun bir kısmını geri çekecek bu da likitte sıkışıklık yaratacaktır. Ülkeler Arası piyasada ki döviz faizlerini yükseltecek. Bunun Türkiye’ye tesiri var maliyetler artacak ve kur olarak da maliyetleri yükseltecek” ifadelerini kullandı.

KUR FARKI HAZİNEYE YÜK OLUR MU?

Dövize endeksli mevduat sisteminin hazineye maliyetini açıklayan Gürses, ”Şuanda söylenen rakam kabaca 107 milyar civarında, yüzde 10’luk bir fark ödüyor olsa hazine kabaca 10 milyar civarı bir para ödeyecek. Bu mekanizma çok rağbet görmedi bizde 10 milyar fark ödedik demezler. Emekli maaşını 2.500 TL’ye çıkardı, bunun tüm yıl maliyeti 3.5 milyar lira iktisat politikası dediğimiz şey tercihler manzumesidir. Sırf iktidar kendi hatasını kapatabilmek için öyle mekanizma uyduruyor ve buna da 10 milyar harcayacak, 2.500 lirayla emekli nasıl yaşayacak. Ama aynı zamanda faiz takıntısı yüzünden böyle bir kriz patladı. Sonuçlarını çözmek için böyle bir mekanizma çıktı ama bu mekanizma bu krizi çözmeyecek hazineden boşa para harcanmış olacak” dedi.

MEVDUAT SİSTEMİ SÜRDÜRÜLEBİLİR Mİ?

Dövize endeksli mevduat sisteminin sürdürülebilir olmadığını söyleyen Gürses ”İhracatçılara dendi ki siz her kazandığınız doların yüzde 25’ini bana satacaksınız. Bu 1999’da kapatılmış bir fasıldı. O zamanda büyük döviz krizleri oluyordu Merkez Bankası zorunlu devinimi uyguluyordu o zaman ki oran yüzde 15’di. Büyük Bi̇r Olasılıkla hesap şu, ben ihracatçıdan alırım 60 milyar doları, bir taraftan da kamu bankalarının arka kapısından veririm, kuru stabil tutmaya çalışırım. Ama şunu unutuyorlar bu ihracatçılar bunun yanı sıra ithalatçı ara malı ithal ediyorlar ve bu dövizlere ihtiyaçları var. Elinde ki doların yüzde 25’ini Merkez Bankası’na satacak sonra gidip piyasadan yeniden alacak bu tam tersi bir etki yaratacak. Buda piyasa da ekstra bir talep yaratacak oda kuru yukarı ittirecek. Siz istediğiniz kadar ben arka kapıdan satarım deyin o kadar dövizi aynı anda satamayacağınız için büyük bir olasılıkla bir kur baskısı ortaya çıkacak. Biz bu işi ne kadar idare edebilirsek edelim sonrası Allah Kerim diyorlar” ifadelerini kullandı.

İKTİDAR SEÇİM EKONOMİSİ Mİ UYGULUYOR?

İktidarın seçime kadar zaman kazanmaya uğraştığına vurgu yapan Gürses ”Komu oyu yoklamaları gösteriyor ki iktidar bloğu oy kaybediyor.

Büyük Bi̇r Olasılıkla Cumhurbaşkanı’nın kafasında şu var önümüzdeki bir yıl içinde ekonomiyi toparlamazsak seçimi kaybederiz. Bizim gibi uyaran iktisatçılara mandacı denmişti.

Döndük geldik Türk Lirası’nın kıymetini korumak için dövize endekslendi. Seçime doğru elindeki bütün şartları zorluyorlar.

Kurun bu kadar sert gideceğini tahmin etmemiş olabilirler. Bu siyasi düşüş içerisinde aranan son çareler bunlar ama bu bir işe yaramayacaktır daha da kötü olacaktır” dedi.

Beğen